Blog · Temmuz 2026

Dolarla Alıp TL ile Satıyorum: Kârım Neden Eriyor?

Malını dolar ya da euro ile alıp Türk Lirası ile satan bir işletmensen tanıdık bir his vardır: satış rakamları güzel, TL kârı geçen yıla göre kabarık görünüyor, ama stoğu yenilemeye gidince cepte beklediğin para yok. Sebep çoğu zaman kötü satış değil, iki farklı paranın iki farklı tarihte konuşmasıdır. Malı düşük kurdan aldın, TL ile sattın, ama yerine koyarken kur çoktan yukarı gitmişti. Aradaki fark sessizce kârını yer. Bu yazıda dolarla alıp TL ile satan bir işletmenin gerçek kârını adım adım hesaplıyor, kur farkının nerede kaybettirdiğini ve döviz bazında kârı nasıl okuyacağını gösteriyoruz.

Sorun nerede başlıyor?

İthal ya da dövizle tedarik edilen bir üründe iki ayrı para ve iki ayrı tarih iç içe geçer. Malı aldığın gün bir dövizle (dolar, euro) fiyatı belirlenir; sattığın gün TL tahsil edersin; ama o malı rafına yeniden koyacağın gün kur bambaşka bir yerde olabilir. Kârı yalnızca 'TL satış eksi TL alış' diye okuduğunda, arada geçen zamanda paranın değer kaybını hiç görmezsin.

Klasik hesapta 'malı 32.000 TL'ye aldım, 48.000 TL'ye sattım, 16.000 TL kâr' dersin. Bu doğru gibi görünür ama eksiktir. Çünkü o 16.000 TL bugünün parasıyla ölçülüyor ve sen aynı malı yeniden almak zorundasın. Yeni alış bedelin, kur yukarı gittiyse ilk aldığın 32.000 TL değil, çok daha fazlasıdır.

İşte 'iki defter' tam burada ayrışır: gördüğün defter (TL satış rakamı) büyürken, yaşadığın defter (stoğu yerine koyduktan sonra cebe kalan) küçülebilir. Kur farkı, bu iki defter arasındaki mesafeyi açan sessiz kalemdir.

İşlenmiş örnek: TL bazında %50, döviz bazında %20

Rakamları örnek olarak alalım (gerçek güncel kur değil, yöntemi göstermek için). Diyelim ki 1.000 dolarlık bir mal aldın ve o gün dolar 32 TL'ydi; TL maliyetin 32.000 TL. Bu malı birkaç ay sonra TL ile 48.000 TL'ye sattın. Kâğıt üstünde kârın 48.000 − 32.000 = 16.000 TL, yani %50 markup. Panelde 'yarı yarıya kazandım' görünür.

Şimdi gerçek soruyu sor: bu malı rafına yeniden koymak kaça? Sattığın gün dolar 40 TL'ye çıktıysa, aynı 1.000 dolarlık mal artık 40.000 TL. Yani elindeki 48.000 TL'nin 40.000 TL'si doğrudan stoğu yerine koymaya gidiyor; harcayabileceğin gerçek pay 8.000 TL. TL kârın 16.000 TL değil, fiilen 8.000 TL.

Aynı tabloyu döviz gözüyle oku: 48.000 TL'yi sattığın günkü kurla (40 TL) dolara çevir, 1.200 dolar eder. Maliyetin 1.000 dolardı. Yani döviz bazında kârın 200 dolar, oran olarak %20. TL bazında gördüğün %50'lik parlak kârın, döviz bazında %20'ye iniyor. Aradaki 30 puan hiçbir yere kaybolmadı; kur farkı olarak stoğun içinde kilitlendi.

Kur pozisyonu: asıl riski taşıyan yer

Kur pozisyonu, basitçe 'dövizle olan borç ve alacaklarının net durumu'dur. Malı dövizle alıp parasını sonra ödüyorsan (vadeli ithalat, döviz cinsi borç) kur yükseldiğinde borcun TL karşılığı şişer. Peşin alıp stok tuttuysan, bu kez stoğun 'gizli döviz varlığın'dır; kur yükselince değeri artar ama o kâr ancak satıp yeniden almadığın sürece kâğıtta kalır.

Kârı bozan asıl mekanizma, satışla yeniden alım arasındaki süredir. Bu süre uzadıkça ve kur oynadıkça, TL kârın ile döviz bazlı gerçek kârın birbirinden uzaklaşır. Mal ne kadar hızlı dönerse (stok devir hızı yüksekse) kur farkının açtığı yara o kadar küçük olur; yavaş dönen, uzun raf ömürlü üründe ise fark büyür.

Buradaki tehlike, kârı yanlış para biriminde 'sabit' saymaktır. Fiyatını bir kere TL olarak koyup aylarca güncellemezsen, döviz maliyetin her gün sessizce yukarı kayarken sen hâlâ eski kârı ettiğini sanırsın. Fiyatı kur hareketine göre gözden geçirmeyen işletme, farkında olmadan her satışta biraz daha ince marjla çalışır.

Vade ile birleşince çift darbe

Kur farkı tek başına yeterince zorken, bir de vadeli satış eklenince tablo ağırlaşır. Malı dövizle alıp TL ile vadeli sattığında iki risk üst üste biner: hem parayı 60-90 gün sonra tahsil edersin, hem de tahsil ettiğin TL bu sürede değer kaybetmiş olur. Faturayı kestiğin günkü 48.000 TL ile üç ay sonra eline geçen 48.000 TL aynı alım gücünde değildir.

Sonuç şu olur: satışı yaptığın anda 'kârlıyım' diye deftere yazarsın, ama parayı geç ve daha değersiz alırsın; o arada yerine koyman gereken mal daha da pahalanmıştır. Üç kalem aynı yöne çalışır ve hepsi kârı aşağı çeker. 'Ciro rekor kırdı ama kasada para yok' hissinin dövizli işletmelerdeki en yaygın sebebi budur.

Bunu görmenin yolu, her satışı hem TL hem de o günün döviz kuruyla kaydetmek ve tahsilatı da tahsil gününün kuruyla ölçmektir. Böylece 'faturada kârlıydım ama tahsilatta erimişim' durumunu sonradan değil, karar anında fark edersin.

Fiyatı ve kârı nasıl doğru okumalı?

Pratik kural basittir: dövizle aldığın malda kârını, satışla yeniden alım arasındaki kur hareketini içine katarak oku. Fiyat kurarken 'bugünkü döviz maliyetim ne, bunu yerine koymak yakın gelecekte kaça çıkabilir' sorusunu sor; markup'ı yalnızca geçmiş alış fiyatına değil, yenileme maliyetine göre belirle. Bu, geleceği tahmin etmek değil, bilinen kur riskini fiyata yansıtmaktır.

İkinci alışkanlık, kârı iki para biriminde birden görmektir: TL bazında ne kazandım, döviz bazında ne kazandım? İkisi ayrıştığında (TL'de büyük, dövizde küçük) bu, kur farkının kârını yediğinin en net işaretidir. Tek üründe bunu elle yapmak kolaydır; ama farklı kurlardan alınmış yüzlerce kalem, değişen vadeler ve dalgalı kurla birlikte tabloyu doğru tutmak zorlaşır ve hata tam burada başlar.

ProfitParity bir muhasebe programı ya da döviz al-sat aracı değil, bir karar destek aracıdır: döviz cinsi alış ve TL satış verini yükler; sistem her işlemi kendi tarihindeki kurla değerler, kârını hem TL hem döviz bazında yan yana koyar ve kur farkının nerede eritmeye başladığını gösterir. Böylece 'dolarla aldım, TL ile sattım, kazandım mı gerçekten' sorusunu tahminle değil rakamla yanıtlarsın.

Not: Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır; yatırım tavsiyesi ya da mali müşavirlik danışmanlığı yerine geçmez. Hangi para biriminde borçlanacağın, stok tutacağın veya fiyatlayacağın kendi işletmenin şartlarına bağlıdır; kur, vergi ve nakit akışı durumun için mali müşavirine danış.

Reel kârını görmek ister misin?

İki rakamla ücretsiz dene ya da kendi verinle tam analiz çıkar.